HAKKIMDA: BÜLENT KAÇAR

 

Bu bölüme direkt olarak bir CV yazıp geçmek çok daha kolay olurdu sanırım. Ancak hakkımda derken ifade etmek istediklerim sadece bir CV ile sınırlı değildi. Gerçi yine de bir fikir vermesi açısından sayfa sonuna CV ekleme düşüncemden vazgeçmiş sayılmam. Neyse fazla dağıtmadan konuya yani “Hakkımda” ifade etmek istediklerime başlayayım.

 

İstanbul’da doğdum, büyüdüm, yetiştim. İstanbul dışında gördüğüm birkaç şehir beni İstanbul’un haricinde bir yerde yaşayamayacağım hissini vermekte. Neden bu cümlelerle başladım bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa, o da bu şehri sevdiğimdir.

 

Küçükken pek dışarı çıkamadığım için (evden okula, okuldan eve) sokak tecrübem dolayısıyla çift kale maçlarda tecrübem olmadı. Ta ki ortaokul yıllarına kadar. Bu yıllarda Beyoğlu’ndan Esenler’e geçici bir süre için taşınmamız, bana sokakta iyi insanlar olabileceğini ve komşuluk hislerini öğretti. Sonra lise son sınıfa kadar Cihangir’e dönüp yaşama devam ederken, Esenler’deki arkadaşlarımdan ayrılmadım, hala da görüşmeye devam ediyoruz. Lise son itibariyle ise Tuzla’ya geldik. Tuzla’nın eşsiz sessiz, sakin, temiz ortamında hayat sürerken, günlük işler için İstanbul’un kalabalık, gürültülü ve kirli ortamlarına girip çıkmak zorunda kalmak insana zor geliyor. Lakin hayat bu, hiçbir şey mükemmel değil.

 

Lise’den sonra Marmara, Dış Ticaret’e gittim. Bölümü ikincilikle kazanıp yine ikincilikle mezun oldum. 0.01 puan farkla okulu birinci bitiren sevgili Fethiye’ye  en içten saygılarımı sunuyorum J Neyse sonuçta her ikimiz de Marmara İşletme’ye 3. sınıftan geçiş yapma imkanına erdik. Bu dikey geçiş sırasından bize 9-10 tane fark dersi adıyla 1. ve 2. sınıftan dersler yüklediler. Fethiye’yi bilmiyorum ama ben sabahtan akşama kadar okulda kalıp ikinci öğretim öğrencileriyle beraber, gündüz giremediğim derslere de devam ettim ve iki yıl içerisinde hem tüm fark derslerini hem de kendi 3.ve 4. sınıf derslerini verip kıvançla mezun oldum. Bu sırada hem geçiş dönemi hem de fark dersleri süresince strese bağlı olarak, boynumda lekeler çıktı! Allah’tan bu süreci çabuk atlattık da “2 yıl çabuk geçer” mezuniyet gibi mutlu sona erdik.

 

Lakin hayatın sadece okuldan ibaret olmadığını lise zamanından çalıştığım garsonluk vs. işlerden öğrenmiştim. Okul biterken de fakülte’den Selin’in destek ve katkılarıyla staj amacıyla Garanti’ye başvurmuştum. Velhasıl kabul edildim ve kredi kartları, muhasebe bölümünde bir yıl kadar çalıştım. Bir yıl sonunda ayrılıp askere gittim. Tekirdağ/Saray’da yaptığım kısa dönem askerlik dönüşü İhlas Finans’ta yine kredi kartları muhasebe departmanında göreve başladım. Uzman Yrd. sırasında Garantide olduğu gibi pek çok bilgisayar sertifikasına sahip oldum. Zaten lise yıllarından beri olan bilgisayar merakım, beni kredi kartlarındaki bu süreçlerde daha da bilgisayar kurdu yaptı.

 

İhlas Finans’ın ben girdikten yaklaşık 1 sene sonra tasfiye sürecine girmesinden önce, Yıldız Teknik’te Uluslararası  İlişkiler Yüksek Lisansına başlamıştım. Tasfiye süreciyle beraber işten ayrılıp kendimi daha çok master çalışmalarına vermiş oldum. Ancak bu rahatlık bana yaramadı. Sekiz ay kadar bir şirketin ithalat bölümünde çalışarak, kurumsal kültür alan hiç kimsenin bir patron şirketinde çalışmaması gerektiğini bizatihi öğrendim. Sonra Tuzla’da yer alan bir Anadolu lisesinde bilgisayar öğretmenliği yaptım. Aslında ben ilçe milli eğitim müdürlüğüne İngilizce konusunda değerlendirilmek üzere dilekçe vermiştim ancak sanırım CV’mdeki bilgisayar bilgilerinden esinlenerek, bilgisayar hocası olmam gerektiğine karar vermişler. Çok güzel bir hocalık deneyimi geçirdim. İki dönem boyunca harika öğrencilerim oldu. Bilgisayar öğretmeni olan bir veliden aldığım iltifatı ise asla unutamam. Öğrenci ve velilerin hiçbiri benim ilk ve tek yılım/ ilk hocalık deneyimim olduğunu anlamadı. Hala da beni gören eski öğrencilerim nerede öğretmenlik yaptığımı sorar dururlar J

 

Bu öğretmenlik sırasında PC Pratik adlı bilgisayar dergisine gönderdiğim yazıların yayınlanmasıyla ilk yazarlık deneyimim başladı. Liseden beri büyük bir merak ve iştahla okuduğum dergilerde, bir gün kendi yazılarımı göreceğimi düşünemezdim bile. Kısmet bu işte.

 

Eskiden İhlas Magazin Grubu altında çıkan BYTE dergisinin yan kuruluşu olan PC Pratik, yine BYTE ile aynı ekip tarafından artık İhlas’tan ayrı olarak yürütülmekteydi. Bu arada eski İhlas’tan servis ve mahalle arkadaşım Faruk, bu yeni dergide editör olarak çalışmaktaydı. Onun istek ve telkinleriyle yazıları göndermemiş ve o zamanki yazı işleri müdürü Furkan, büyük bir tahammül ile yazıların nasıl olması gerektiğini sabırla anlatmamış olsaydı, bugün bu sayfaları hiç görmüyor olacaktınız.

 

Hobi olarak ayda birkaç sayfa Word, Excel ile başlayan dergideki yazılar, bir süre sonra pek çok konuda onlarca sayfaya ulaştı. Bir seneye yakın bir süre sonra ise dergiden Yazılım Editörü olarak çalışmam teklif edildi. Pek tabii ki, böyle bir teklifi beklemiyordum ama sevinçe kabul ettim. Bu sırada master’da tüm dersleri bitirmiş ve tez aşamasına gelmiştim. Danışmanım Fuat Bey’e güzel bir çalışma sunmak isterdim ama “Balkanlarda Türk Yunan Rekabeti; Siyasi, Ekonomik ve Kültürel Açılardan Bir İnceleme” konulu tez çalışmam yüksek lisans için bir yüksek kaçmış olacak ki; kaynak bulamamaktan şikayet ederken tez süremi aştım. Şimdi Cumhurbaşkanı Sezer’in vetosundan dönen affı bekliyor ve tekrar okul başı yapmanın yollarını gözüyorum.

 

Lafı böyle bitirince hala BYTE’da çalıştığım izlenimine kapılabilirsiniz. Aslında haklısınız da ama bir farkla! BYTE içerisinde editör olmaya (onlar istediği müddetçe) devam etmeyi düşünüyorum. Lakin gerek parasal kaygılar ve gerekse dergiciliğin getirdiği düzensiz yaşam koşulları, bana bu işin hobi olarak devam etme gerektiği sinyallerini verdi. Ben de eski arkadaşlara haber gönderip bir dizi ziyarette bulunduktan sonra şu an özel bir finans kurumunda kredi kartları muhasebe bölümünde “Uzman” kadrosundan işe başladım.

 

Derken, dergilerde yazdığım yazıların bir köşede unutulup gitmelerine gönlüm razı olmadı ve zaten düzenli çalıştığım için bu dosyaları bulup sayfa üzerinde düzenlenmemiş ham halleriyle yayınlamaya karar verdim. Burada göreceğiniz çeşitli yazılar, BYTE ve PC Pratik dergilerinin 2003 – 2005 yılları arasındaki çeşitli sayılarında yayınlanmıştır. Orijinal hallerini görmek isteyenler, her iki derginin de Internet’teki sayfalarını ziyaret edebilir ve eski sayılarını sipariş edebilir.

 

Şimdi bu kadar konuştuktan sonra hala bir CV okuma ihtiyacınız kaldı mı diye kendime soruyorum! Neyse eğer hala benimle ilgili ne yazmış bu adam CV’sine diyorsanız, işte buraya tıklayın.

 

© Bülent Kaçar 2005 www.bulentkacar.net

 

Buraya kadar yazdıklarımı okuyanlar bilirler. Buradan sonrası ise 2005 - 2007 yılları arasını kapsamaktadır. Birkaç cümle ile geçmek gerekirse, ben başladığımda özel finan kurumu olup, şuan katılım bankası adını alan özel bir kurumdaki görevime devam etmekteyim. Ancak kredi kartları muhasebe departmanındaki görevim, PC Magazine gibi dergilerde yazılarımı yayınlamama engel değil.

 

Özel hayatıma gelince; 2006 yılında Dileğime kavuştum ve evlendim. 2007 yılı Nisan ayında nur topu gibi bir kızım oldu.

 

Bu arada; aftan yararlanıp  Yıldız Teknik Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü'ndeki yüksek lisansa kaydımı tekrar yaptrdım, yeni bir tez konusu alıp (Tezkere Krizi) tez çalışmalarıma başlamışken, bu sefer evlilik hazırlıklarıyla beraber yürütemedim ve bir başka afta görüşmek üzere, teze ara verdim. (Temmuz / 2007)